NuRuN Blogcu.ComNuRuN Blogcu.ComNuRuN Blogcu.ComNuRuN Blogcu.ComNuRuN Blogcu.Com
Denemelerim - ..:Sürgün_Yüreğim:.. - Blogcu



..:Sürgün_Yüreğim:..

  • 9/11/2007 -
  • Kategori: Denemelerim

    Yorum ( yok ) :: Yorumlarınızla sevindirirsiniz :)! :: Bağlantı

  • 5/11/2007 - Mülteciyim..Aç ellerini Yâr...
  • Kategori: Denemelerim

     

    Durup dinlediğim sessizliğindi önce...

    İncinmiş yanlarından tanımıştım seni.

    İç’im yanmıştı kapının arkasına çömelip ellerini başının arasına aldığında

    Sözcüklerine bağladım tebessümü Yâr...

    Yürünesi yollar kapanası olduğunda kanadı yitik turnalar gördüm rüyamda...
    Korkular sobeledi ömrümü çıkmazlarda...
    Akordu bozuldu ömrümün...

    Sustun.... zayii oldum...

    Ellerimi cebime koydum, hüzün bulaştı parmaklarıma...
    Poyrazın zulmune takıldı uçurtmalarım...
    Yüreğime takıldı ayaklarım.
    Düş’tüm; dizleri kanadı kısa pantolonlu çocukluğumun...
    Cân’ımı yaktı masallar...

    İltica ettiği ülkeden sınırdışı edilmiş olmanın hüznü ile açtım ellerimi Yıldızların Sahibine...
    Bir yaş düştü iç’ime...
    Ardından bir kelam dilime....

    La Tâknatu ... La Tâknatu minAllah...

    Düş’tüm kuyuların dibine... ama hiç düşmedim zifiri karanlık ümitsizliğe Yâr ...

    Haydarpaşa bile grilere büründü... ben düşmedim ümitsizliğe...
    Mavinin yankısı vardı yüreğimde...

    Malumun olsun Yâr... bir düş değdi çocuk yüreğime...

    Âşkı sobeliyorum iç’imde...

    Kafesini açtım bunca zaman korumaya çalıştığımın...

    "Git gayri... Ben senden geçtim" dedim.. "Git o Yârin ellerine..."

    Titredi küçük kuş...
    Çırpındı ... uçtu...

    Hicreti ellerine...

    Aç pencereni... Sokaklar ayaz...

    Güneş ısıtmaz avuçların kadar...


    Mülteciyim
    ...

    Aç ellerini Yâr...

    Aç ellerini...

    Yorum ( yok ) :: Yorumlarınızla sevindirirsiniz :)! :: Bağlantı

  • 29/10/2007 - Bekle Beni Ey Sevgili...!!!
  • Kategori: Denemelerim

                  

    Rabbim!

    n’olur göster bana beni

    aynaya baktığımda kimmiş bu aciz tanımak istiyorum

    madem bu kadar basit bir insan, bilmek istiyorum

    madem ölüme kadar onunlayım, ikibasliyiz

    gözlerini anlamak istiyorum

    anlamıyorum kimim ben rabbim

    artık acıya dönüşüyor sorgulamam

    sancılar kaplıyor beynimi

    duygularım hala ortalıkta yoklar

    n’olur tut elimden koy yoluma

    nerdeymişim kimmişim göreyim

    yaptığım şeylerde neden içim sıkılıyor öğreneyim

    hatam ne günahım ne bileyim

    bu kadar kara iken böylesine ak gözüküşüm neden bileyim

    kendimle yasamaktan yorgunum....

    kalbimden bu cümleler akıp gider oldu hiç duraksamadan... ah acı... nedir bize ettiklerin...

    artık öyle bir hale geldik ki sevgilim ne acılarımızdan kaçar olduk ne de güller ile acılarımızı karşılar olduk... kimse neler olduğunu bilmiyor ama acı denen o lütuf, sehir-i İstanbul benzeri vücud-u şehre gelmez oldu...

    beklenmediğinden değil, geldiğinde istenmediğinden değil, normalite kanunlarından değil en çok kanıksandığından gelmez oldu besbelli...

    lütuf dediğin kıymeti bilindikçe vardı, acı ki en ala lütuftu bundan sebep kadri bilinmediğinde gitmeye en çok hakki olandı...

    gecenin sabaha ulaştığı o vakit, içinde bulunduğum bu vakit sevgilim...

    soğuk damarlarıma işliyor... bir an düşünüyorum, karanlıklar aydınlığa çıkarken bu içime isleyen soğuk da niye? sonra kendime dönüyorum... İstanbul benzeri benliğime dönüyorum... değil mi ki o en karanlık vakitlerimden sonra bir vakit gelir... öyle bir vakittir ki imtihanın son aşaması olduğu her halinden bellidir... karanlıktan çıkmışsındır aslında, geçmişsindir o en kötü devreyi, bir nevi kazanmışsındır aydınlığa çıkmayı beklersin... sonra her yanını saran bir soğukluk baş gösterir... neden olduğunu anlamazsın ama vakit geçmeden hiç bir şeyi hissedemez olursun... kalbinde duygularının cirit attığı o sokaklar, istanbul misali bomboştur o vakitte... isyana durana dek tüm hücrelerin(belki kalbin hariç, ne zaman ki bu isyan kalbine ulasir o vakit isyan sen olursun artik... tipki asırlar önce gelen en sevgilinin dediği gibi, o iyiyse vücut iyidir ama o kötüyse...)isyana durur...

    imtihanın bu hissizlik, sabretmekse tek çaren... çünkü bilmen gerekir... vucudun şu gördüğün şehir-i İstanbullun benzeridir... o kanı donduran soğuk dakikalardan sonra elbet acının, kanın sembolü kızıl bulutlar çıkacaktır gökyüzüne, sonra da içini bir hoş eden edayla güneşin...

    de ki nedir benim güneşim?

    bilmiyorum sevgilim...

    vakit o vakit...

    üşüyorum, ama korkmuyorum...

    kızıl bulutlar cıktı gökyüzüne...

    gitmek vakti çok yakındır artık...

    bekle beni sevgilim...

    Yorum ( 1 ) :: Yorumlarınızla sevindirirsiniz :)! :: Bağlantı

  • 27/10/2007 - AYRILIĞIN ARDINDAN, DİRİ KALAN YÜREKLER...!!!
  • Kategori: Denemelerim

               


    “Önemli olan bulunduğunuz yer değil, hareket ettiğiniz yöndür” -

    Oliver Wendell


    Ayrılığın bir ateş misali yalayıp geçmediği bir yürek var mıdır? Gözden dökülmemiş, bu acıya değmemiş kaç göz yaşı vardır?
    Açın göğün perdelerini, uzanmak istiyorum, bütün nefeslerimi biriktirdim haykırmak istiyorum.

    Yıldızları neden yok bu gecenin, ayı neden göremiyorum. Kendimden kaçmak kurtulmak istiyorum. Ayrılığın o kocaman boşluğuna düşmek istemiyorum. Baştan başa gurbet bu hayat, sılaya kavuşmak istiyorum.
    İçimdeki bu acı beni nerelere sürükler,hangi dumanlı dağlar başında beni bana gösterir.

    Gösterin bana gösterin kalabalıklar! bu defa ayaklarım beni hangi menzile ulaştırır. Yarım kalmış tebessümler var dudaklarımda. Yarım kalmış cümleler sayfamda. Ve yarım kalmış dualar var dilimde. Ve hayatın kendisi bitmemiş bir cümledir. Yarım kalan bir nefestir hayat, bilirim...
    Bilmediğim isimler nasıl yakın olmuş bana. Şu tuttuğum eller, gözüme bakan bu gözler, içimi ısıtan minik gönüller. Hepsi küçülüyor ufukta, birbirine karışıyor simalar, beni çağıran bu sesler; gecelerini mendil yapıp yanaklarıma dokunan karanlıklar, alışamam dediğim duygular şimdi ayrılmak mı zor geliyor size. Yoksa terk etmek mi?
    Şimdi hangi kıyıya demir atacak bu gemi, Meçhule giden gemi misali rüzgar hangi yönden şişirecek yelkenlerini... Kimler eşlik edecek bu diyarı seferde mahzun yüreğime... Bir parça yüreğim kalacak, demir aldığım her iskelede...
    Göçmen kuşlar misali daireler çiziyor ruhum, kıvranıyor her seferinde, bu defa son diyor sonsuzluğa talip bedenim.
    Hayatın soğu yüzü müdür ayrılık, yoksa kaderin başka bir kadere dönüşmesi midir. Yeni başlangıçların başlaması, yeni dünyaları keşfe çıkmak mı dır ayrılık.

    Bir yerlerden koparken bir yerlere kavuşmak için koşmak mıdır ayrılık. Elinin altındaymış gibi duran hiçbir şeyin kalıcı olmadığının öğreticisi midir ayrılık? Faniliğin en iyi anlatıcısı mıdır, yoksa bağlılığın kalıcı olanını sorgulatmak mıdır? Nedir bu ayrılık ve neler uyandırır zihnimizde neler katar hayat tecrübemize?
    Sessizlik kaplar boyuna yürekleri. Biten kelimelerdir, zihin lügatimizde. Bir sekinet rüzgarı eser, boğucu sıcaklığın tam orta yerinde. Keşke şimşekler çaksa, keşke gök boşalsa bu kadar ağır olmazsa ayrılığın yükü, bu kadar acıtmasa, karartmasa hayatı. Ama olmuyor hiç biri, hücrelerinize kadar iner ince ve derin bir sızı..

    Durmuş gibi görünen zaman, saatler eşliğinde ilerler. Beraber güldüğünüz, beraber ağladığınız, aynı idealler için çarpan yürekleriniz şimdi kendi yalnızlıklarına bürünmüş bir halde son cümlenin telaffuzunu bekler. O son cümle belki ayrılıktan sonra bizi bağlı tutacak bir bağ olacak. Belki bir mıknatıs gibi onun etrafında toplanacağız. Yâda gözden ırak olan gönülden de ırak olacak. Hiçbir cümle kafi gelmeyecek.


    Yetim ve öksüzlüğün bir parçası gibidir ayrılık. Gittiğiniz her yerde ardınızda kalacak sevenleriniz. Ve siz önünüzde sizi bekleyen kaderin kedere dönüşmemesi için çırpınacaksınız. Faniliği en iyi öğretendir ayrılık. Bu dünyaya bağımlı yaşamamanın küçük provalarıdır ayrılık. Eviniz, barkınız ve sevenleriniz hepsi zamanı gelince bırakılıyor.

     Bu acılardır insanı olgunlaştıran, kendi ayakları üstünde durduran ve sonra içinde bulunduğu dünyanın nabzını tutan. Bir fanus içine terk edilen hayatlar ayrılıktan daha acısı yok zannederler. İsyanı büyütürler, feleği suçlu görürler. Oysa bir yerde batmışsa güneş bir yerde doğmak üzeredir. Bir yerde son bulmuşsa bazı şeyler başka yerde tekrar hayat bulmalıdır. Yani her acıyı hayra yönlendirebilmeli insan. Her ne kadar zor olsa da ayrılık.
    Ayrılık zor lokma, boğazdan geçmesi telaffuzu kadar kolay olmayan. Ama her şeye rağmen en çok yaşanılan. Önce ana rahminden sonra ana kucağından... Ve zamanla değişecek bu ayrılıkların rengi ve süreci.


    Ve en son kulluk diyarından son nokta koyulacak bu ayrılıklar zincirine. İşte o an en büyük ayrılığın bunlardan öte bir ayrılık olduğu görülecek “Rahmanın rızasından” bu ayrılığı yaşamak en kaçınılmaz ve tekrar geri dönüşümü olmayacak bir ayrılık olacak.

     İşte bu ayrılığı düşününce insan dostlardan geçici olarak ayrılmak, alıştığınız şehirleri terk etmek size acı verse de sorumluluklarınızdan uzaklaştıracak kadar sizi yıpratmıyor. Rabbiniz yanınızdaysa her yer birden sıla oluveriyor. Ama rabbiniz yanınızda değilse sıla bile gurbet oluyor. Bunun idrakinde olanlar ayrılığın ardında diri kalpli bir hayata tekrar merhaba diyebilecekler. Ayrılıkları zahmete değil rahmete dönüştürebilecekler.
    Kimi zaman Beydağı’ndan güneşi izleyeceksiniz, kimi zaman Erciyes’te soluklanacaksınız. Harputun eteğinde yola devam diyeceksiniz. Ve yürüyeceksiniz; dilinizde şu mısralarla, ayrılığın yükünü hafifleteceksiniz:


    “Kırılır da bir gün bütün dişliler/ Döner şanlı şanlı çarkımız bizim
    “Gökten bir el yaşlı gözleri siler/ Şenlenir evimiz barkımız bizim.
    “Yokuşlar kaybolur, çıkarız düze/ Kavuşuruz sonu gelmez gündüze
    “Sapan taşlarının yanında füze/ başka alemlerden farkımız bizim.
    “Gideriz nur yolu izde gideriz/taş bağırda, sular dizde gideriz,
    “Bir gün akşam olur bizde gideriz/kalır dudaklarda şarkımız bizim”.


    N.Fazıl
    Alıntı: Yasemin ŞÜHEDA

    Yorum ( yok ) :: Yorumlarınızla sevindirirsiniz :)! :: Bağlantı

  • 19/10/2007 -
  • Kategori: Denemelerim

    Yorum ( yok ) :: Yorumlarınızla sevindirirsiniz :)! :: Bağlantı

    Hakkımda

    Neredesin? ? ..Özgürlüğüme..Kanat Çırpan Beyaz Güvercinim.. Çöl Kuraklığı Sarmış Yüreğimi...Yanarım..Kavrulur Bedenim... Hüzünlü Bakışlarımdan Nemlenir.. GözYaşım..Islanır Kirpiklerim.. Umutsuzluğun Gölgesinde Umutlarım... Hüzünlerle Beslenir Yüreğim...EFENDİM..... Neredesin? ? ..Ey! ! Sevdamın..Özgürlüğümün Timsali Güvercinim... Şu Acı Soluğuma Bir BengiSu Verde..Öyle Git..Gideceksen.. Bak İşte! ! ..Yıkıldı Kibirli Sütunları Yüreğimin... Bekliyorum...Dilimde ÖZGÜRLÜĞÜN Türküsü.. Yüreğimdey
    Ya Resulallah Ey Güllerin Gönüllerin Efendisi Seni Çok Seviyoruz

    Ya Resulallah Ey Güllerin Gönüllerin Efendisi Bu Güller Sana Kabul Buyur

    Son Yazılarım

    Son Yazılarım

    Yağmurlarda Yüreğim.........
    Ya Rabbim:(
    İnanarak Dua...
    Başlıksız
    Fark etmeli İnsan...ömür dediğin üç gündür...
    Cumamız Nurlu Ve Mübarek Olsun İnşaallah....
    La Tahzen....
    Mülteciyim..Aç ellerini Yâr...
    Hayırlı Cumalar Dualarda Unutmayalım Şehitlerimizi, Yakınlarını
    Bekle Beni Ey Sevgili...!!!

    Bağlantılar

  • Ana Sayfa
  • Profilim
  • Blog Arşivi
  • e-posta
  • Birdamla

    Kategoriler


    Dostlarım

    Gönül_Dostlarım

    fatima
    vuslatsevdasi
    ahsennur
    laberri
    ensarlar
    uzlet
    fuadyusufoglu
    birlahza
    Buğra Yılmaz ) ( ÇoCuK )
    affeyleallahim
    hazanmevsimleri
    allame
    1incitanem
    huzundamlalari
    uzakdost
    gonuldendamlalar
    sevgialemi
    ahsude
    ahsenyar
    nfkk
    agustosyagmuru50
    dolunayayazi
    nurrisalelerim
    solmaz1
    mtopuz
    yurekhaini

    Reklam

    Designed By Sahin & Gozyasi
    NuRuN Blogcu.Com

    BÖYLE BİR DOSTUNUZ OLDU MU?

    BÖYLE BİR DOSTUNUZ OLDU MU?

    >* Daima düşünceliydi.
    >* Susması konuşmasından uzun sürerdi.
    >* Luzumsuz yere konuşmazdı.

    >* Konuştuğunda ne fazla, ne de eksik söz kullanırdı.
    >* Dünya işleri için kızmazdı.
    >* Kendi şahsı için asla öfkelenmez ve öç >almazdı.
    >Kötü söz söylemezdi.
    >* Affediciliği tabii idi, intikam almazdı.

    >* Düşmanlarını >affetmekle kalmaz, onlara şeref ve değer de >verirdi.
    >* Kimseyle çekişmezdi.
    >* Çok konuşmazdı.
    > >* Boş şeylerle uğraşmazdı.
    > >* Umanı umutsuzluğa düşürmezdi.
    > >* Hoşlanmadığı bir şey >hakkında susardı.
    > >* Hiç kimseyi ne yüzüne karşı, ne de arkasından >kınar ve ayıplardı.
    > >* Kimsenin kusurunu araştırmazdı.
    > >* Kimseye hakkında hayırlı >olmayan sözü söylemezdi. >
    >* Yanında en son konuşanı ilk >önce konuşan gibi dikkatle >dinlerdi. >
    >* Gerçeğe aykırı >övgüyü kabul etmezdi. >
    >* Her zaman ağırbaşlıydı. >
    >* Konuşurken çevresindekileri adeta kuşatırdı. >
    >*Kelimeleri parıldayan inci dizileri gibi tatlı ve >berraktı. >

    >* >Yürürken beraberindekilerin gerisinde yürürdü. >
    >* Yürürken ayaklarını >yerden canlıca kaldırır, iki >yanına salınmazdı. >
    >* Adımlarını >geniş atar, yüksek bir yerden iner gibi öne >doğru eğilirdi. >

    >* >Vakar ve sükunetle rahatça >yürürdü. >
    >* Kapısına yardım için gelen kimseyi geri >çevirmezdi. >
    >* Dostlarına şöyle derdi: " Dünya da >garip bir kimse, yahut bir yolcu gibi ol " >
    >* Her >zaman hüzünlü ve mütebessim bir haletle >dururdu. >

    >* Adet üzere sarfedilen hiçbir kötü sözü ağzına almamıştı. >
    >*Sıkıntılı >hallerinde kabalaşmaz, bağırmazdı. >
    >* Fakirlerle birlikte yerdi; öyle ki onlardan ayırt >edilmezdi. >
    >* Sade kıyafetler giyer, gösterişten >hoşlanmazdı. >
    >* Konuşurken yüzünü başka tarafa >çevirmezdi. >
    >* Bulunduğu mecliste ayrıcalıklı bir yere oturmazdı. >
    >* Sabahları evinden çıkarken şöyle >derdi: " İlahi, doğru yoldan sapmaktan >ve >
    >Saptırılmaktan, kanmaktan ve kandırılmaktan, haksızlık etmekten ve >
    >Haksızlığa uğramaktan, saygısızlık etmekten ve saygısızlık edilmekten sana >sığınırım >" >
    >*Sıradan değildi. Ama sıradan >insanlar gibi yaşardı.. > >

    > >*** O, HZ. PEYGAMBERDİ.

    Böyle Bir Dosta Anam Babam Feda Olsun

    NuRuN Blogcu.Com
    Dualarınızı bekliyorum

  • Sayfa: 1 - Toplam: 8
    | Sonraki Sayfa
    Blogcu ile yapıldı

    NuRuN Blogcu.ComNuRuN Blogcu.ComNuRuN Blogcu.ComNuRuN Blogcu.ComNuRuN Blogcu.Com
    nurun.blogcu.com